colon cleansing
Ocak 04th, 2010 | Author: admin

Doğa harikası mekanlardan bahsediyorum hep, biraz da yeme içme durumlarına ağırlık vermek gerektiğini düşündüm.

Papa John's Pizza

Geçtiğimiz günlerde Viaport‘ta başgösteren açlık durumumuzu gidermek adına food court’ta yaptığımız göz gezdirmeler neticesinde, Papa Jonh’s pizzalarını denemeye karar verdik.

Açıkçası ismini daha önce duymadığım için tereddut etmiş olsam da içimdeki “Ya çok güzel pizza yapıyorlarsa?” şüphesini gidermeyi tercih ettim :) Üstelik Viaport’un food court’unda içerisi en tenha restoran Papa John’stu.

Papa John's Pizza

Tercih edilmeme nedenini menüdeki fiyatları görünce anlamış olmakla birlikte; tahmin edeceğiniz üzre pişmanlık için biraz geçti..

Güzel ve özel bir yemek için yüksek fiyatı yadırgamadan göze alabilirim ama Papa John’s bana hesaptaki bu total rakamı hakedecek müstesna bir lezzet sundu dersem yalan olur :(

İtalyan pizzaları gibi ince hamurlu değil, Amerikan tarzı pizza yapıyorlar.

Papa John's Pizza

Menüsü yeterince geniş, üstelik kendi pizzanı yarat seçeneği de mevcut. -ki artık hemen hemen tüm pizza restoranlarında var-

“Better Ingredients Better Pizza - Daha İyi Malzeme Daha İyi Pizza” sloganıyla hareket eden Papa John’s un bir de pizzaların yanında sunduğu meşhur bir sarmısaklı yağlı sosu var.. Biraz yağlı olmakla birlikte tadı hoş..

Papa John's Pizza

Pizzaların tadına gelince, yalnızca iki çeşit pizza denemiş olmamıza rağmen; böylesi yüksek fiyata değecek farkı hissedemediğimi özellikle belirtebilirim. Pizzada kriter olarak gösterilebilen yegane zincir: Dominos‘tan hallice diyebilirim..

Bunun dışında servis elemanları ve hijyen konusunda herhangi bir sorun yaşamadık..

Papa John's Pizza

İnce hamurlu pizzalardan sıkıldıysanız ve denemeden geçmeyeyim diyorsanız şu anda sadece İstanbul’da 4 şubesi var..

Aralık 24th, 2009 | Author: admin

Turkuazoo

Forum İstanbul Alışveriş Merkezi’ni keşfe çıktık geçen hafta.

Özellikle hafta sonları içeri girmek, park yeri bulmak çok zor görünse de sabrın sonu selamet demişler :) Alışveriş merkezi bildiğiniz alışveriş merkezi, artık sayıları o kadar çoğaldı ki hepsinde hemen hemen aynı mağazalar, aynı restoranlar, aynı cafeler var.. O yüzden anlatacak pek birşey yok burada da..

Ancak bu kocaman AVM’nin içerisinde öyle bir yer var ki, görmemiş olmak büyük kayıp bence..

Turkuazoo

Turkuazoo‘dan bahsediyorum elbette.. Türkiye’nin ilk dev akvaryumunda zamanın nasıl geçtiğini asla farketmeyeceksiniz.. more…

Mayıs 25th, 2009 | Author: admin

Abant Gölü

Bir önceki yazımın sonunda Safranbolu dönüşü uğradığımız Abant’tan fotoğraflar paylaşacağımı müjdelemiştim, ancak yine işe güce daldım, sunum biraz gecikti :(

Ama görüntüler bunu unutturur diye ümit ediyorum…

Aslında Abant için çok fazla söze gerek yok..

Abant’a, Ankara – İstanbul D-100 Karayolunun ve TEM otoyolunun 203. km’sinden ayrılan 22 km’lik asfalt yol ile ulaşılabiliyor.

Bolu’ya 34 km., Ankara’ya 225 km., İstanbul’a 258 km. uzaklıkta bulunan bu doğa cenneti, uçsuz bucaksız çam ve köknar ağaçları ile size yeşilin tüm tonlarının eşsiz harmanını sunuyor…

Abant Gölü

En önemli güzelliği, bir heyelan sonucu oluştuğu bilinen yaklaşık 125 hektar büyüklüğündeki Abant Gölü. (Bundan hareketle; doğal afetler de bazen güzel sonuçlar doğurabiliyor diyebiliriz :) )

Abant Gölü

Gölün etrafında turistik oteller ve restoranların yanı sıra piknik yapılabilecek mesire yerleri mevcut.

Çevresi 7 km. olan gölün kenarında yürüyüş yaparak, belki de Türkiye’nin en temiz havasını solumanız, büyük şehirlerde yaşıyorsanız seyahat dönüşü sizi bekleyen hava kirliliğine karşı biraz ferahlık depolamanız mümkündür -ve tavsiye edilir-..

Abant Gölü

Büyülü manzarasına hayran kaldığım; çoğunlukla kışın karlar altındaki güzelliğiyle turist çeken Abant’ın, tüm mevsimlerde kendine has bir güzellik sergilediğinden hiç şüphe duymuyorum…

Abant Gölü

Gelelim yeme-içme tavsiyesine..

Piknik amaçlı geldiyseniz mangalda tavuk-et-balık orası size kalmış tabi..

Eğer göl kenarındaki tesislerde yemek yiyecekseniz; dünyada yalnızca Abant Gölü’nde yaşadığı söylenen, Abant Gölü’ne özel “Salma Trutta Abanticus” isimli bir Alabalık türü bile varken; zaten alabalık tercih etmeniz gerektiği aşikar..

Abant Gölü

Gözümün önünde muhteşem manzaralar ile dönüyorum Abant’tan da…

Mayıs 05th, 2009 | Author: admin

O kadar çok fotoğraf var ki bu geziden geriye kalan, ne kadar elesem de pek çoğuna kıyamadım. Umarım aşağıya doğru kaydırmaktan başınız dönmez…

Safranbolu

Safranbolu’yu; insanı büyüleyici bir tarih yolculuğuna çıkartan, insanları sıcak, mekanları güzel, huzur verici bir turistik kent olarak tanımlayabilirim.

1994 yılında Unesco tarafından Dünya Miras Listesi’ne alınarak Dünya Kenti olmuş bu ilçede gezimize öncelikle, Hıdırlık Tepesi diye adlandırılan, Eski Safranbolu’yu 360 derece alabildiğine seyredebileceğiniz mekandan başlıyoruz..

Safranbolu

Buraya girişte kişi başı cüzi bir para ödeyerek aldığınız makbuzla, tepedeki kafeteryada 1 bardak Safran Çayı veya Bağlar Gazozu içebiliyorsunuz.

Safranbolu

Safranbolu’nun herkesin bildiği tarihi konakları ve safranı meşhurdur.

Kimi kaynaklara göre Safranbolu adını safran bitkisinden almış, kimi kaynaklara göre ise; Selçuklular zamanında Zağfiran Borglu olan ismi zamanla Safranbolu’ya dönüşmüştür ve safran bitkisiyle bir alakası yoktur.

Ancak safranın Safranbolu’nun evlerinden sonra ikinci simgesi olduğu gözle görülür bir gerçek.

Gezi sırasında sık sık karşımıza çıkan safranlı mamüller bunun bir kanıtı : Safran çayı, Safran çiçeği kolonyası, Safranlı lokum..vb.

Lokum demişken; elbette bu kentin bir diğer simgesi olan lokumu da atlamayalım… Gerçekten çok lezzetli ve çok çeşitli lokumları ve helvaları var.

Özellikle Eski Safranbolu diye adlandırılan tarihi ve turistik mekanda gezerken karşınıza çıkan her 2 dükkandan biri lokumcu diyebilirim.

Safranbolu

Diğerleri de yöresel el boyaması örtüler, ahşap süs eşyaları, maket Safranbolu evleri gibi hatıra hediyelikler satan dükkanlar zaten.

İsmini hatırlamıyorum ama çarşının girişindeki bu küçük fırının simit ve galetaları gerçekten tatmaya değer…

Safranbolu

Safranbolu

more…

Mart 11th, 2009 | Author: admin

Emirgan

Hava kapalı ve serin ama İstanbul yine güzeldi..

Emirgan

Emirgan Korusu’nda Sarı Köşk’te açıkhavayı tercih ederek, serin ama manzarası mükemmel, leziz bir kahvaltı yaptık…

Emirgan

Emirgan

more…

Şubat 17th, 2009 | Author: admin

Kartepe

Bu kez öyle pek sıradışı, keşfedilmeyi bekleyen, kenarda köşede kalmış bir yer değil fotoğraflarını paylaşmak istediğim.. Özellikle İzmit’te yaşayanların çok iyi bildiği, civar illerdekilerin ise son 2-3 yılda artan kayak turizmi potansiyeli nedeniyle akın ettiği İzmit’lilerin bildiği eski adıyla Keltepe, modernleştirilmiş ismiyle Kartepe

Kartepe

Son birkaç yıla kadar, ne zaman meteoroloji Marmara Bölgesi’ne kar beklentisi verse sevinirdim. Ama bu İzmit beni o kadar hayal kırıklığına uğrattı ki bu huyumdan vazgeçip kar konusunda olabildiğince karamsar olmayı yeğledim. Çünkü bu gibi durumlarda Bursa ve İstanbul’a deli gibi kar yağarken, biz çoğu kez yere düşmeden eriyen kar taneleriyle; hatta hiç kar tanesi haline gelememiş yağmur damlalarıyla yetinmek zorunda kalırız.

Kartepe

Sanayi atıklarının iklime etkisi midir, yoksa rakım düşüklüğünden mi bilinmez, etrafındaki şehirler beyaza bürünürken İzmit çoğu kez yağmurla devam eder.

Kartepe

Son yıllarda pek olmasa da İzmit’in de beyazlara büründüğü olmuştur, ancak; bunun için diğer illerde kar diz boyunu aşmış olmalı, yani İzmit’teki durumun iki misli yaşanmış olmalıdır.

Kartepe

İşte yine böyle şehrimiz beyaza hasret bir kış mevsimini tamamlamak üzereyken bu hasrete daha fazla dayanamadık ve biraz kar manzarası keyfetmek için soluğu Kartepe’de aldık..

Kartepe

Zirvesinde 2004 yılında hizmete giren Green Park Oteli ve kayak merkezi var. Yol boyunca kayak malzemeleri temin edebileceğiniz satıcılar ve tabi karın vazgeçilmezi Sucuk-Ekmek istasyonları.. Kayak amaçlı değil, gezi amaçlı seyahat edenler genellikle ya bu Sucuk-Ekmek istasyonlarında duraklar, ya da kendi mangallarını kurup soğuğa aldırmadan manzaranın ve ızgaranın lezzetini birarada yaşarlar…

Category: Dağ, İlçe-Belde  | Tags: , , ,  | Leave a Comment
Kasım 05th, 2008 | Author: admin

Kartpostallara, manzara resimlerine konu olabilecek doğal güzelliklerle çevrili bu mekanı yıllardır İzmit’te (hatta 3 yıl Gölcük’te) yaşamama rağmen nasıl daha önce kimseden duymadım, görmedim, şaşırdım doğrusu…

Aylar önce bu civarda böyle bir mekan olduğunu komşumuzdan duymuş ve habersiz oluşumuza şaşırmıştık.

Doğalgaz zamlarına karşı bizlere bir armağan olarak sunulduğuna inandığım pastırma sıcakları ile birlikte kendimizi sokağa attık ve yol bizi bu mekanı keşfe götürdü.

İşte huzurlarınızda Saklı Göl…

SaklıGol

İzmit-Bursa yolunda Gölcük ve Değirmendere’yi geçtikten sonra Ulaşlı beldesinde yer alan bu gizli mekanı geçtiğimiz haftasonu keşfettik.

SaklıGol

Ara sokaklardan geçerek ulaştığınız bu mekanda karşınıza hiç beklenmedik bir anda yemyeşil ağaçların arasında bir göl çıkıyor.

SaklıGol

more…

Eylül 24th, 2008 | Author: admin

Tatil yolculuğundan kalan resimler eşliğinde turistik mekan tanıtımına devam edeyim ; ve işte karşılarınızda İnsuyu Mağarası

İnsuyu Mağarası

Antalya’ya giderken güzergah gereği geçtiğimiz Burdur’da tabelasını gördük İnsuyu Mağarası‘nın. (Hani şu turistik yerleri ifade eden kahverengi fonlu tabelalardan…)

Antalya’da rezervasyon yaptırdığımız otelin check-in saatine göre biraz da erken varma ihtimalimizi göz önünde bulundurarak hem biraz vakit geçirmek hem de farklı bir doğa keşfetmek adına yöneldik tabela doğrultusunda.

Ve inanın hiç pişman olmadık…

İnsuyu Mağarası

Şehrin yerlilerinden duyduğum kadarı ile yıllar öncesine göre, tarihi ve doğal güzelliklere karşı saygısız bazı ziyaretçilerin tahribatı sonucunda sarkıt ve dikitlerin miktarında gözle görülür bir azalma söz konusuymuş.

Ancak yine de muhteşem görüntülere şahit oldum diyebilirim.

İnsuyu Mağarası

Bu yıl içerisinde sinemalarda gösterime giren Jules Verne’nin aynı adlı romanından beyazperdeye aktarılan Dünyanın Merkezine Yolculuk (Journey to the Center of the Earth) filminde gördüğüm sahnelere benziyordu adeta…

İnsuyu Mağarası

Dışarıda hava sıcaklığının 40 derecelere vardığı bir mevsimde içeride oldukça serin bir hava karşılıyor sizi…

İnsuyu Mağarası

Türkiye’nin turizme açılan ilk mağaralarından biri olan bu mağaranın giriş kapısındaki tabelada yer alan efsaneye göre:

Sagalassos kentinin yüce kralı Severianus biricik kızı Asumeyi soylu bir ailenin oğluyla evlendirir. Ama çiftler geçinemezler. Yüce kral çok üzülür, üzüldüğü kadar da kızgındır. Çiftleri cezalandırmak için adamlarına emir verir. Çifti İnsuyu mağarasının en uzak köşesinde ölüme terkeder.

Günler birbirini kovalar. Çift, İnsuyu mağarasının şifalı sularından içerek beslenirler. Bu arada ne olduysa, çift birbirini sevmeye başlar. Onların büyüyen sevgisi bir ışık olur ve mağaranın çıkış kapısını gösterir.

Mağaranın mı yoksa prensesin mi büyüsüdür, o günden sonra mağarayı ziyaret eden karı ile koca aynı yastıkta kocamış, sevgililer ise hiçbir zaman ayrı düşmemiştir.

İnsuyu Mağarası

İnsuyu Mağarası

Yolunuz Burdur’dan geçerse İnsuyu Mağarası, Burdur-Antalya karayolunun 13 kilometresinde yoldan 900 m. doğuda, Mandıra köyünde.

İnsuyu Mağarası

İnsuyu Mağarası

Cüzi bir ücret karşılığı gezebilir bu ilginç mekanı hafızanıza ekleyebilir, şimdilerde küresel ısınmaya bağlı olarak ne yazık ki kurumuş olan Dilek Gölü’nde dileğinizi tutabilirsiniz…

İnsuyu Mağarası

Eylül 08th, 2008 | Author: admin

Uzun zamandır işlerin yoğunluğu ve sonrasında gerçekleştirdiğimiz tatil nedeni ile yeni tarifler deneyemiyorum. Fırsat bulup mutfağa girsem de yeni açılımlarda bulunmak için yeterli zaman bulamadığım için hep bildik şeyleri yapmayı tercih ettim.

Bu yüzden yemek tarifi paylaşımına bir süre ara vermiş oldum ama gezip görülecek yerlere devam ;)

İşte yeryüzünden bir cennet köşesi daha: DÜDEN ŞELALESİ

Düden Şelalesi

Antalya’ya yaklaşık 7km. mesafedeki bu muhteşem doğal güzellik gerçekten görülmeye değer…

Düden Şelalesi

Düden Şelalesi

Fazla söze gerek yok…

Düden Şelalesi

Düden Şelalesi

Düden Şelalesi

Düden Şelalesi

Düden Şelalesi

Ağustos 06th, 2008 | Author: admin

Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiğimiz kısa süreli, ama gezip görme açısından yoğun geçen Ordu seyahatimizden eşsiz manzara görüntüleri var sırada…

Liman

Kaldığımız süre boyunca hava kapalı olsa da görüntüler muhteşemdi…

Liman

Bir yanımız yeşil, bir yanımız mavi…

Liman

Boztepe’ye çıkmalı, şu Ordu’ya bakmalı :

Boztepe

Yüzyıllık 2 tarihi konaktan oluşan rüya gibi bir manzaraya sahip İkizevler Hotel:

İkizevler Hotel

İkizevler Hotel

İkizevler Hotel

Çayın resmini çizen adam diyorlar ona…

Uzun Saçlı'nın Yeri

Külde dağ suyuyla demlediği özel harman çayıyla damaklarda leziz bir tat bırakan Uzun Saçlı’nın Yeri, Yason Burnu’nun az ilerisinde yine muhteşem deniz manzarasına karşı…

Uzun Saçlı'nın Yeri

Uzun Saçlı'nın Yeri

Çayı müşterisine özel, kendi elleriyle demleyip servis eden Uzun Saçlı, sırrını sorup öğrenmek isteyene şöyle cevap veriyor: “Resmi kısa zamanda yapıyor nasıl bu kadar çok paraya satıyor diyenlere şöyle demiş Picasso: 40 yıl + 10 dakika”

Uzun Saçlı'nın Yeri

Uzun Saçlı'nın Yeri

Uzun Saçlı'nın Yeri

Perşembe Çaka Mevkii Yason Burnu’nda bulunan bu eski kilise ve çevresi de görülmeye değer doğal güzelliklere sahip yerlerden…

Yason Kilisesi

Yason Kilisesi

Yason Kilisesi


Not : Vermem Seni Ellere Ordu Üstüme Kalksa…